Çocukluğun gündüzlerinde perde aralandı
Avazı çıktığı kadar haykırdı kadınlar,
Soğuk sobanın külleri silkelendi pencereden
Kış ılık akan kanın zarafetiyle yumdu gözlerini,
Serildi sofra, kalktı uzandığı yerden çocuk
İki dirhem çiçek bir avuç toprak,
Soruldu isimleri her canlının tekrar tekrar
Hepsi yerli yerindeydi, sorgulanıyordu alışkanlıklar;
Peki ya âşıklar, onlara hala yerimiz var mı?
Onların da uyuyacak yatağı ve tavuk yağına
Çorbaları var mı, herkes gibi,
Emrine girecekleri zırhlılar, makine gövdeleri?
Güneşli bir günün sabahında erittim,
Kurşunu ve silahları, keza, her bir zerresiyle
Yanıyordu alnımda güneş, akşamüzeri
Serildi toprağa bahar günlerinin külleri,
Irmaklar setler devirerek seyir değiştirir,
Dalgalarda neşeyle akan mutlu mırıltılar duyarım
Karşıda dağlar, kadın kokularıyla dolu
Bahar kokan yorganlara bıraktım terimi.
Akşamına sofralar dolusu yemek, içki ve tütün
Birinci sınıf el işi kâğıdından yüzler, gözler ve dudaklar
Akılcı bir sesle konuşuyor ve türküler söylüyor insanlar,
Hep beraber, paylaşmanın ve bereketin türküsünü;
Çocukluğun gündüz zamanından güzel haberler var.
16.1.19
