Aimé Césaire
Kayaya oturan kuruyup kalmış rüyalar fışkırır nehirlerin açık kalmış ağızlarından
suskun kemiklerin korkunç yığını
fazla ivedi umutlar titizlikle sürünür
uysal yılanlar gibi
kişi terk etmez asla kimse terk etmez
bana gelince durdum kaldım, inançla, adada
Prester John gibi duruyorum hafifçe denize bağdaşık
ve heykelvari oyulurum burun seviyesinde dalgalar ve kuşların bıraktıklarıyla
şeyler şeyler sanadır tüm bu verdiklerim
benim çıldırmış vahşi yüzüm yırtılıp açılmış girdabın derinliklerinde
yüzüm hassastır kırılgan koylarla akyuvarların ısındığı
bu benim dehşet benim bu
bu volkanın yoldaşıyım eminim tek bir söz söylemeden
geviş getiririm kesinkes belirsiz şeyleri
ve bir geçidim rüzgarın kuşlarına olduğum gibi
pek sık dururlar mevsim boyu uyumak için
bu sensin sensin bu tatlılık
içerisinden geç git ebedi kılıcınla
ve gün bütün bütün yükselirken
saplanıp kalan şeylerin kızıl sıcak çeliğiyle dağlanmış
ve güneş toplamış yeniden.
İngilizce’den çeviren: Yiğit Özdemir
