Bir çeşit mezar, mezar isterler
Ellerinde kaldırım taşları ve uzunca bir asa,
Yeryüzünden bir gül devşirmek isterler
Dokundukları yerde goncalar kan kırmızı
Ve çoğun ayrık ağızları ırmakların,
Onlar için genişler.
Bir çeşit mezar, mezar isterler,
Yeşiller ve sarmaşıklarıyla
Grek sütuna dolanmış çocuklar
Ağaçlar hep ağaç kalacaktır, peki ya insanlar?
Uzun, dökümlü bir Mayıs ayında
Bundan şüphe etme sırası değil,
İnsanları ormana benzeten bu mevsim
Yapraklanıyor,
Yaşamak,
Yapraklanıyor.
Peki ya yaşamak nedir
Uzun şüpheli bir soluktan sonra
Gitgide bir ağaca benzemekten başka?
Mayıs yüzlü insanlar görüyorum rüyalarda,
Derzlerinde insan yüzlerinin koca bir tarihin uzanışı,
Ellerimi sürterim duvar diplerine
Toz toprak dolar tırnaklarıma,
Ne kadar da benzer insan yürekleri kimi zaman
Eski han duvarlarına,
Uzun bir sessizliğin yerini hiçbir şey tutamaz,
Hiçbir şey yanıltamaz uzun bir sessizlik kadar
Şimdi yolcular görüyorum
Gitgide, gitgide insan oluyorlar,
Oysa insanlar ağaç olmaktan başka ne bilir,
Hepsi yıkıldı ya da yıkılacak, o koca anıtlar
Ne camiler kaldı, ne evliya türbeleri,
Hepsi Haziran güneşinin altında esen bahar yeli.
31.5.2019
