Karanlıkta doğdum, biliyor musun?
Kefene sarılmış kollarım, omuzlarım hareketsiz
Başım düşüncelerin ağırlığıyla çökmüş.
Karanlıkta doğdum, biliyor musunuz?
Şiddetin ve dehşetin çocukları,
Hatırlar mısınız,
Bir çocukluk hatırasına
Susuz kalmış Vahabiler gibi
Sarılmış uyumuştuk.
Siz hangi Kasım’da doğmuştunuz?
Eminim ince bileklerine hayran olunur,
Bana terminallerden haber verin
Çünkü gideceğimiz yol uzun.
Elini ver, düşsün ıhlamur yaprakları.
Karıncalanan göğüslerinde uslandım, hatırlıyorum.
Ey şiddetin ve dehşetin çocukları,
Kılıçları keskindir, biliyorum
Keskin olmalı sözünüz
Sicimden iplikler gibi uzamalı kelimeleriniz,
Aynı anda dostlarınıza karşı şefkatli olun
İpek gibi sarmalı onları ve yanınızda tutmalı.
Şimdi bırakın bizi gömülelim,
Çin Şi Huang’ın ordusu gibi
Onlar ölümlülerin kaderi olmakla
Çoktan ölümsüz oldular,
Biliyorum, topraktan yapıldılar
Toprağa dönecekleri gün de yakın
Ama dünya insan gibi değil
Gün zahmetsizce doğar Doğu’dan,
Ne geç kalır doğmaya, ne de erken gelir
Görüldü, bilindi, duyuldu
Görülmeyenler, bilinmeyenler
En çok da duyulmayanlar
…
Şaşırmak duygusu yabancıdır muvakkitlere.
