uçbeyleri toplanmış,
elleri kocamış, dut, ceviz
ve şam fıstığı
işte koca köylülerin,
sınır boyu kalkışması.
eşekler gülerek ölüyor sanırdım.
öyle ya, güzel gözlülerdi.
kaç ustura ve kesim yerlerinden uzayan
saçlarım, hep çocuksu, oyun peşinde
yükselerek değişiyorlar deliliğin tökezlediği noktaya doğru
işte iğne, iplik, dikiş yerlerim
tuhaf ama ray izleri gelip geçiyor gövdemden.
eşekler gülerek ölüyor sanırdım,
öyle ya, yanılmışım.
güzel kokuyor şimdi fısıldama çiçekleri bile,
öyle çok susamışlardı ki,
reyhan, susam ve çaya.
uçbeyleri, toplandılar,
karışlandı çuvallar, işte füsun
işte efkar, işte cigara.
kaçıncı beyitten biliyorum bu yolu,
yüzyıllarca bu yolu duymuşum
onca mısrada.
şimdi silik bir çeşitleme,
hanlar, odalar, eğlenceler
badem, ceviz, çay, antep fıstığı
gökte peygamber şıklığı
ay susuyor.
sen
dertleniyorsun.
ölümü dert etmiyorum
14 yaşında bıraktım.
sigaraya başlamam da,
o yaşta.
bir gülümseme astılar yüzüme,
arada bir sandıktan çıkartır
tozunu alırım.
her çağda.
caferilerden beri bu topraklar
benim.
