Nefret, salt biçimde varolmaz. Nefret daima sevgiden de nefrettir, dolayısıyla kendinden utanmadır. Kendiliğe duyulan hıncın aktarımıdır. Bu yüzden de özdeşleyim kuramaz, bunu yapacak temelden yoksundur. Bunu yapabilmesi, Öteki ile mümkündür.
Köleliğin en sefil biçimi olarak nefret, nefret söylemi ve suçlarına indirgenemez. Kimliğe yönelik olabilmesi için, kendine dair de bir tanımı olması gerekir. Halbuki o tözsüzlüğün radikal bir olumlanması olarak varolur: her türlü insani benzeşimden uzaklaşmanın hiddetidir.
Bu anlamıyla nefret, organlara yönelebilir ancak, çünkü her beden, bir diğerini ne kadar zihnen köreltilse de tanır. Nefret, kendinde huzursuz olduğu organa yönelir.
Kimlik olarak organda bulduğu yoksunluğuna yönelir: yüz, cinsel organlar, göğüs, gövde veya saç. Bu anlamda nefretin nesnesi kişi olarak yurttaş değil, organdır.
Nefret suçu işleyen kimsenin masumiyet karinesi, esasen sevgi arayışının katıksız bir red muhakemesine tabi tutulması sürecinde başlar. Katıksız red, katıksız sevgi arayışına dönüşür. Sevgiyi organsız arayan nefret, organa sevgisizliğin radikal bir formu olan şiddetinden kusar.
Bu anlamıyla nefret, maddesiz tözel bir cisme ergime halinden türer, vecdini orada bulur. Mutlu hazzı taşıyamayacağını öğrenmiş organsız, utanç içerisindeki fail, fiiline şiddet nesnesi kılabileceği bir durak aramayı öğrenir. Mutlak vermeyle, mutlak almaya dönüşür.
Aslen bir alışverişsiz verme edimi olarak, nefret, isteyememenin ürünüdür. Mübadele nesnesine sahip olamamanın değil, mübadele nesnesi bile olamamanın şiddetidir. Küçültür. Bu anlamda dişil bir boyut da taşır. Çünkü salt olarak homonun (aynının) düzeninde kendine varlık alanı açmak ister.
Hiddetin nesnel cismidir nefret.
Bu anlamda, anal psişik örgütlenmeden uzaklaşamaz. Bir anlamıyla da, yaratıcı bir ilişkinin pasif, edilgen nüvesidir de aynı zamanda. Nefret olmadan, sevgiye yer açacak gücü bulamazdık. Ancak nefret, öznel ifadeden yoksun olarak, genelleşmenin formu olarak karşımıza çıktığından, tekil örnekleri genelin ifadesiyle olanak bulur.
Ancak şunu da eklemek gerekir: genelleşmenin ifadesi olarak nefret, devrimcidir. Bu anlamda Faşizm pısırık, tekil suçlar olarak terörün, halktan duyulan korkunun ifadesiyken, devrimci şiddet formuna büründüğünde mesafesiz bir sevginin olanağıdır da. Sözde-genelin (idealizmin ve idea-sız totalleşmenin) tekil şiddeti değil, tekilliklerin genel ifadesi olarak, yaratıcıdır.
