Akşamın vebalı renkleri
Düşüyor meşe denizi üzerine
Bakışlarında çayır çimenden gençlik düşleri
Soluyor, soluyor o soldukça ben açıyorum gözlerimi
Yeni bir gün daha doğmakta,
Şerbetlisiyim.
Gecenin çekilişi, yorgun bir şakayık gibi
Sevsem de sevmesem de gördüm,
Kanatlarını vurarak inişini gölge bir mevkiye
Üçüncü kompartımanda yol alırken, trenin
Açık güzergâhından.
Dumansız bir göğü özledim ve aldım
Dumanların arasından,
Yoksul bir gökten kuşsuz ve bıldırcınsız ve
Ölüm kokan seccadelerin arasından
Tren yollarına döşenmiş
Yıldırım hızıyla yakılan köylerin
Viran göçlerin karınca sürüleri gibi insanları
Kanarya ölülerine dönüştürüp fırlattığı;
Ve al mevkilerden yükseldi bulutlar,
Gölgesinden istasyonun bir şeytanın mızrabıyla
Pardösüsünü sıyırıp
Yüksek bir müziği bana sezdirdiği;
Yol alan trenin en işçi mahallesi
En yoksul semti,
Ve Florya kıyılarında vurulan bir kayığın
Gürültüsüzce su alarak devrilişi,
Ne şen.
***
Sirkeci Topkapı Sultanahmet manzaralı
Bir yolcusuz trenin yek başına
Bir uçurumu yuvarladığı gün
Bir buçuk porsiyon İskender gibi
Döner kebabın ve şiş kuzu etinin memleketi
Orada alnı açık ve terli,
Bir aşçının beni üç kuruşa doyurmak için
Ölümlüleri diri diri yaktığı gece,
Hayvan değgin bir düş,
Ve istasyonda, gar lokantasında
Bir yolculuğun son lokmalarıyla biraları
Ve tandaları yuvarladığı,
Tango kadınlarından ve onlar için yapılmış bir gece
Öylesine bakış attığımda kararıyor,
Ne desem dinlemiyor,
Mavi, vebalı gece
Yakut güzelliğinde hepimizin üzerine çöktü bile,
Sisli bulvarların arasından.
2.1.2020
