Oğulcan Yiğit Özdemir'in edebiyat işleri.

Akşamın vebalı renkleri

Düşüyor meşe denizi üzerine

Bakışlarında çayır çimenden gençlik düşleri

Soluyor, soluyor o soldukça ben açıyorum gözlerimi

Yeni bir gün daha doğmakta,

Şerbetlisiyim.

Gecenin çekilişi, yorgun bir şakayık gibi

Sevsem de sevmesem de gördüm,

Kanatlarını vurarak inişini gölge bir mevkiye

Üçüncü kompartımanda yol alırken, trenin

Açık güzergâhından.

Dumansız bir göğü özledim ve aldım

Dumanların arasından,

Yoksul bir gökten kuşsuz ve bıldırcınsız ve

Ölüm kokan seccadelerin arasından

Tren yollarına döşenmiş

Yıldırım hızıyla yakılan köylerin

Viran göçlerin karınca sürüleri gibi insanları

Kanarya ölülerine dönüştürüp fırlattığı;

Ve al mevkilerden yükseldi bulutlar,

Gölgesinden istasyonun bir şeytanın mızrabıyla

Pardösüsünü sıyırıp

Yüksek bir müziği bana sezdirdiği;

Yol alan trenin en işçi mahallesi

En yoksul semti,

Ve Florya kıyılarında vurulan bir kayığın

Gürültüsüzce su alarak devrilişi,

Ne şen.

***

Sirkeci Topkapı Sultanahmet manzaralı

Bir yolcusuz trenin yek başına

Bir uçurumu yuvarladığı gün

Bir buçuk porsiyon İskender gibi

Döner kebabın ve şiş kuzu etinin memleketi

Orada alnı açık ve terli,

Bir aşçının beni üç kuruşa doyurmak için

Ölümlüleri diri diri yaktığı gece,

Hayvan değgin bir düş,

Ve istasyonda, gar lokantasında

Bir yolculuğun son lokmalarıyla biraları

Ve tandaları yuvarladığı,

Tango kadınlarından ve onlar için yapılmış bir gece

Öylesine bakış attığımda kararıyor,

Ne desem dinlemiyor,

Mavi, vebalı gece

Yakut güzelliğinde hepimizin üzerine çöktü bile,

Sisli bulvarların arasından.

2.1.2020