Herkes bir elveda bırakır
Bilerek ya da bilmeden, bir
Bardak bırakır, kadehlere
Bir
Dudak izi.
Kelimeler yetmez,
Ya da ben öyle sanardım,
Herkes bir şey bırakır,
Bir ‘şey’,
Dalgalara yazılır ve
Ölüm bir kez tekrarlanır:
Bana güverteyi ver,
Bana küpeşteyi
Bana güzel bir günbatımı ver,
“Hayır”, yalnız,
Şu dalgalardaki iz;
Örtüştüğünde kıyı,
Kayalıklar ve deniz
Gözde ağırlığını verir üstümüze
Bulut sandığımız şeylerin,
Ve yıldız sandığımız şeylerin,
Ve gecenin.
Çoklu bir bıçak takımı,
Sivri, kahvaltılık, ekmek doğramak
İçin, ben yalnızca
Bir kulübeden sonsuzluğu izlemek
İstemiştim.
Şimdi içerimde bir kıyı oyuluyor,
Dışarıda, bir kıyı hınca hınç sessiz
Öyle ya,
Bugünlerde sessizlik büyür
Bu ekim gecelerinde
Ben,
Üşümek istemiyordum.
Çocuklara ölümü anlatır gibi,
Tarardım saçlarını
İpeksi, çocuk gözlerin
Gülümserdi
Sanki bayat bir şaka yapıldığında
Gülümsedikleri gibi.
Kekre, anlayışlı, yine de
O zamanların duyusuna hakim,
Bir kahkaha işte.
Tüm sessizlerini yutmuş,
Sabah gevreğiyle.
Uyluklarını seyrederdim,
Bir kitabın sayfalarını seyrettiğim gibi,
Okurdun, sen de o sırada,
Okurdum, tenini
Oradaki ABCyi,
DEFyi, ve sonra işte Z falan.
Başa mı dönüyorum ne?
Tekrar okuyalım sevgilim.
Halden yeni alınmış bir balık gibi,
Uzan mutfak sehpasına
Meraklı gözlerinle,
Ve ben,
Zihninde yarım kalan
Tüm dalgalar ve kumsallar
Ve denizyıldızları, ah, evet,
Seni bir omzumda taşıdığım
Plaj topu, çadır, envai çeşit eşya
Ve çıplaklığına örtünen havlular
-şimdi ne sıcaksındır.
Ama mavi bulutlar,
Yeşil deniz,
Gece geç saatlerde,
Yatakta olduğunu düşünürüm
Ve yataksa değildir altında,
Üstünde, yanında
Yatak yoktur,
Samanyolu gibi gömülürsün
Yastığa, uzayda bir eğri,
Güneş sisteminde bir nokta,
Büzüşürüm ve doğrulurum
Yayın gerginliğini,
Hissedersin, dokunduğunda.
28.9.2021
