Oğulcan Yiğit Özdemir'in edebiyat işleri.

Herkes bir elveda bırakır

Bilerek ya da bilmeden, bir

Bardak bırakır, kadehlere

Bir

Dudak izi.

Kelimeler yetmez,

Ya da ben öyle sanardım,

Herkes bir şey bırakır,

Bir ‘şey’,

Dalgalara yazılır ve

Ölüm bir kez tekrarlanır:

Bana güverteyi ver,

Bana küpeşteyi

Bana güzel bir günbatımı ver,

“Hayır”, yalnız,

Şu dalgalardaki iz;

Örtüştüğünde kıyı,

Kayalıklar ve deniz

Gözde ağırlığını verir üstümüze

Bulut sandığımız şeylerin,

Ve yıldız sandığımız şeylerin,

Ve gecenin.

Çoklu bir bıçak takımı,

Sivri, kahvaltılık, ekmek doğramak

İçin, ben yalnızca

Bir kulübeden sonsuzluğu izlemek

İstemiştim.

Şimdi içerimde bir kıyı oyuluyor,

Dışarıda, bir kıyı hınca hınç sessiz

Öyle ya,

Bugünlerde sessizlik büyür

Bu ekim gecelerinde

Ben,

Üşümek istemiyordum.

Çocuklara ölümü anlatır gibi,

Tarardım saçlarını

İpeksi, çocuk gözlerin

Gülümserdi

Sanki bayat bir şaka yapıldığında

Gülümsedikleri gibi.

Kekre, anlayışlı, yine de

O zamanların duyusuna hakim,

Bir kahkaha işte.

Tüm sessizlerini yutmuş,

Sabah gevreğiyle.

Uyluklarını seyrederdim,

Bir kitabın sayfalarını seyrettiğim gibi,

Okurdun, sen de o sırada,

Okurdum, tenini

Oradaki ABCyi,

DEFyi, ve sonra işte Z falan.

Başa mı dönüyorum ne?

Tekrar okuyalım sevgilim.

Halden yeni alınmış bir balık gibi,

Uzan mutfak sehpasına

Meraklı gözlerinle,

Ve ben,

Zihninde yarım kalan

Tüm dalgalar ve kumsallar

Ve denizyıldızları, ah, evet,

Seni bir omzumda taşıdığım

Plaj topu, çadır, envai çeşit eşya

Ve çıplaklığına örtünen havlular

-şimdi ne sıcaksındır.

Ama mavi bulutlar,

Yeşil deniz,

Gece geç saatlerde,

Yatakta olduğunu düşünürüm

Ve yataksa değildir altında,

Üstünde, yanında

Yatak yoktur,

Samanyolu gibi gömülürsün

Yastığa, uzayda bir eğri,

Güneş sisteminde bir nokta,

Büzüşürüm ve doğrulurum

Yayın gerginliğini,

Hissedersin, dokunduğunda.

28.9.2021