ODA
Bir yasayı büzüştürmek için sürahi gereklidir. Akışkan nesneler, tatsız bir ışık battaniyede durgunlaştı, durgunlaştı, durgun… Soğuk bir gözlem aslında her şeyin özetini bize verir. Çoktan yankılanmış bir şeydir bu: büzüşük bir yasa.
Kokan çoraplar rafta, raflar pehlivanın gözlerinde, gözler dağın başında, başlangıçlar kırlangıç gagasının ucunda, ölü bebekler İsrail’de. Ya da Filistin’de? Kim haklı, bir bardak soğuk su. Gözetim altındaki tutsaklar elma gibi kızarır.
Fırınlar aldım çocuklara, plastik sebzelerle piknik. Gözlemevinde yangın, Herakleitos ağlıyor, aynı nehirde, iki kere. Kavafis’in sakal teli, kitap ayracı. Ölümcül bir sürahi bu, son soğuklar da geldi.
Kulaç yüzmek demek, geometri bilmeyenler için havuz. Nereden başlamıştık? En baştan. Ta en başında bir çöpçatan, kruvazörlerin adını ezberliyor. Savaş uçucu bir parfüm adı. Doğru parçası şeklinde perdeler, kalın çizgiler, Menderesler çizerek omuzlarıma basıyor. Türk, Türk, Atata.
Anıtlar, kabirler, K1. Göz altı kremi renginde büstler, Komando. Kübizm nedir? İşte bu.
PENCERE
Mavimavi, ne de çok övgü. Karşılaşmalar, teknede şarap, sevişen bulut mu? Ne çok mitoloji.
Karışımlar bize tükürük ve vajina sıvıları. Başka da bilmem, karışım mı? Lanet gelsin. Çok severim. Kadeh mavi, gökyüzü sivilceli. Kurak bir atlasta güvercin kakaları. Kaka mı? Çok severim.
Başlamak yarısıdır bir portakalın, ikiye bölünmeyen şey. Vitaminlerin uçucu mutluluğu, anladınız. Pencere evde, ben evde. Sokak uzak ikilem. Karşı kaldırımda polis gibi yurttaş, vazife Burdur’da ayak basılmamış bir yurttaş parçasıdır. Mavi mavi, çıldırtan.
Peki, bana bak. Bana bakma. Bana bak. Göremezsin. Gözlemevi içimizde, polis ta içeride. Ben, kendimin uydusuyum, kendimi dinler, notlar alır, bildiririm. Bir paratoner olmak mavi mi sarı. Yeşil de, başka da yok.
Ana renkler, ara ara sırıtır.
MASA
Ses koymak, sıkı dur. Başka da yok? Bira uçuk kremi parçalar sıkı dur. Sıvı kek, düğmeler terazide, kolum yerde. Ben ayakta. Hattat üşüyor.
Bira içtim, hem de ne içmek. İçerimde bira ağacı çıkacak. Yoksul bir burç, Arslan. Neden, çünkü her şey ağzında. Sadece o değil, sadece kolum değil, sadece sivri değil, sadece dişler değil, sadece ekmek de değil. Bir burç, silahlı bir bayrak. İzinsiz kıvılcım, ateş de yanar.
Gazete açtım, okudum. Gazete kapadım, oturdum. Bira içtim, çok içtim. Kadeh? Sesi duvara çarpar. Biz çok şarap içtik, biraz da biz için. Bizim için intihar etti. Kim mi? Öyleyse içtiler.
Sıva tutmadı. Oda, pencere, sızı. Bir burç gibi.
Karşı kıyıda, bayrak bizi izler. Biz onu, rüzgâr, masada sesi. Sessizlik bir büyü. Herkes bilmiyor.
Onu da koydum. Adı yok.
