Oğulcan Yiğit Özdemir'in edebiyat işleri.

Tek kutuplu dünyanın yeni düzenine ayak uydurmayı güç bela başarmış bir aydınım. İşçi sınıfının kendi çıkarlarını ulusun genelinin çıkarları olarak dayatmasından büyük tedirginlik duyuyor, statükoya akıl vererek yer yaptığımdan ötürü mevcut tabloda yerimin sağlamlığından şüphe duyuyorum. Ürettiğim mugalatanın artık alıcı bulmaması beni inanın çok üzüyor.

Gelinen durumdan halk aydınları mesul tutuyor. Bu durumda payı olmayan aydınlar da dahil. İnanın bu durum da pek işime gelmekte. Gidişatı değiştirmek isteyen iblis komünistler, anarşistler de kurunun yanında yanıyor, yanmalı.

Sağın bu durumu fırsata çevirip kışkırttığı aydın düşmanlığı da, gerçek çelişkilerin üzerini örtmek için enfes bir örtü görevi gördü. Hem sağcıları iktidara getirdik, hem de muhalefeti ırkçılaştırdık, avanaklaştırdık. Keh keh, şeytanın aklına gelmez.

Keşke bir an önce ihtilal olsa da Batı dünyasına iltica ederek engin olanaklardan faydalansam dediğim günler de oluyor. Eee, uçak bileti, kolay vize, ucuz kur, sempozyum davetleri… Artık sonu geldi. Yeni kanallar açmak gerek. Çoluğumun çocuğumun rızkını nasıl işbirlikleri ile dirilttiğimizi bir bilseler… Gerçi ittire ittire gemisini yürüttüğümüz siyasetler de bize düşman oldu.

Tanrım! Son günlerimi Rio’da geçirmeme izin ver.

Sosyalizm ihtimalinden ne kadar korktuğumuzu bilseler işçiler ve köylüler bir an önce silaha davranırlardı, buna şüphe yok. Neyse ki bu gücün henüz farkında değiller. En iyisi ses çıkarmamak, idare etmek. Her şeyin yolunda olduğunu ima eden şey, bazen de susmaktır. Bağırıp çağıranları da nezaketsizlikle suçlarız, olur biter.

Nedir ki, üç beş çapulcu işte…