Melamin tabağın kenarında
İnce bir kırık ve beni düşündüren
Aslında şu:
Hangi komşuya gitsem,
Doğru düzgün kanser bile olamıyorum.
Doğru düzgün yemek yiyemeden
Kısır, yağlı dolma, dilberdudağı
Hiçbiri yok,
Sade, kırık, melamin tabak
Bana bakıyor: kekeleyerek
Uçucu bir koku bu kanser
Radyoaktif ve üzücü
Bir tedavi ve hastalık, ağır ağır
Kırılırsınız ve milyonlarca
Ağıdınız olur: ne desem boş.
Ne yesem boş, tatsız
Ruhani, mistik, içli, köhne
Bir din düşlüyorum,
Ruhları kesiyor, bedenleri değil
Bedenleri, ruhlardan salam gibi ayırıyor.
Kalıyor geriye, kansersiz bir ruh
Çünkü bu dine göre: kanser bedenin, tenin
Kendisinde göveren bir illettir,
Oysa bedenin görevi, öyle ya
Ruha eşlik etmektir.
Ruhumu kurtarıyor bu neşter!
Kemoterapi, hasarlı hücreyi
Radyuma kırdırıyor, habis huylu
Zararlı, o muayyen hücreyi
Uzatıyor ömrü biraz daha…
Birazcık daha, ve her din biraz kemoterapi
Bedeni, ki zaten çürüyecektir,
Vaktinden önce bir intihara sürüklemeli
Ki zaten her ölüm,
Bir dirim.
Bir dilim salam, kaç para amca?
Sandviçin arasında durur usulca
Kaşar peyniri ve bir dal sigara.
Ah o köşede duran hergele,
Yine burnunu soktu pergele.
“Kanser ediyor beni,
Bu çalışma”, o çalışma
Şu çalışma, “korkutma beni”
Mükemmel bir daire çizerek
Dışta bırakır belgisiz sesleri.
Ne dersin,
İyi gelir mi kem göze,
Erozyona, ozon tabakasına
Biraz yürüme,
Biraz da fizyoterapi?
