Oğulcan Yiğit Özdemir'in edebiyat işleri.

Melamin tabağın kenarında

İnce bir kırık ve beni düşündüren

Aslında şu:

Hangi komşuya gitsem,

Doğru düzgün kanser bile olamıyorum.

Doğru düzgün yemek yiyemeden

Kısır, yağlı dolma, dilberdudağı

Hiçbiri yok,

Sade, kırık, melamin tabak

Bana bakıyor: kekeleyerek

Uçucu bir koku bu kanser

Radyoaktif ve üzücü

Bir tedavi ve hastalık, ağır ağır

Kırılırsınız ve milyonlarca

Ağıdınız olur: ne desem boş.

Ne yesem boş, tatsız

Ruhani, mistik, içli, köhne

Bir din düşlüyorum,

Ruhları kesiyor, bedenleri değil

Bedenleri, ruhlardan salam gibi ayırıyor.

Kalıyor geriye, kansersiz bir ruh

Çünkü bu dine göre: kanser bedenin, tenin

Kendisinde göveren bir illettir,

Oysa bedenin görevi, öyle ya

Ruha eşlik etmektir.

Ruhumu kurtarıyor bu neşter!

Kemoterapi, hasarlı hücreyi

Radyuma kırdırıyor, habis huylu

Zararlı, o muayyen hücreyi

Uzatıyor ömrü biraz daha…

Birazcık daha, ve her din biraz kemoterapi

Bedeni, ki zaten çürüyecektir,

Vaktinden önce bir intihara sürüklemeli

Ki zaten her ölüm,

Bir dirim.

Bir dilim salam, kaç para amca?

Sandviçin arasında durur usulca

Kaşar peyniri ve bir dal sigara.

Ah o köşede duran hergele,

Yine burnunu soktu pergele.

“Kanser ediyor beni,

Bu çalışma”, o çalışma

Şu çalışma, “korkutma beni”

Mükemmel bir daire çizerek

Dışta bırakır belgisiz sesleri.

Ne dersin,

İyi gelir mi kem göze,

Erozyona, ozon tabakasına

Biraz yürüme,

Biraz da fizyoterapi?