Bir balıkçının sol yanağında
Güz kesiği, poyraz yanığı
İki buçuk metrelik bir takada
Soyulmuş, aşınmış mavi boya
Bütün klişeler hep iskontoda
Zor olanı yapıyor, almıyorum
Mavi taka, usulca batıyor
Güneş tekrar yerine oturunca.
Ne yapacağımı şaşırıyorum,
Saatime bakacağım geliyor
Utanıyorum, ufak hesaplardan
Güneş deniz ardı düşene dek.
Gün boyu tek özür dileyen yok,
Saatler doğru, para üstü bozuk
Yine de, usanıyorum bu sahili
Tüm canlılarıyla paylaşmaktan;
Sanki aralarından biriymişim gibi,
Tek tük yudum alıyorum biradan
Denizanaları, yosunlar, hatta
Şezlonglar ve çakıl taşlarından…
Biriymişim gibi, uzandığım için
Usanıyorum, akşama rakı açacağız
Belki, yine bir klişe, mehtapta
Seken yunusları sayacağız.
Tüm bunlar olurken, bir kayadan
Uzaklaşıyor üç beş çocuğun sesi
Bir balıkçının yanağında yara izi
Yarı poyrazdan, yarı güz kesiği.
