Oğulcan Yiğit Özdemir'in edebiyat işleri.

Yazar, şair ve ressam Oğulcan Yiğit Özdemir’in yayımlanan beşinci kitabı ve ilk romanı “Aradığınız kişiye ulaşılamıyor”, KDY etiketiyle çevrimiçi olarak raflarda.

Aradığınız Kişiye Ulaşılamıyor, Oğulcan Yiğit Özdemir’in çocukluk anılarından başlayarak kişilik, dostluk, aşk, sanat, kültür, siyaset ve toplumsal hafıza üzerinde uzanan; türler arasındaki sınırları bilinçli olarak bulanıklaştıran anlatısı.

Kitabın çıkış noktası yalın ama huzursuz edici bir soru: İnsan kendisini ararken gerçekten ulaşabileceği bir “kişi” var mıdır? Yazar daha başlangıçta kitabı “kendisini arayan ve bu süreçte değişen biri” üzerine kurduğunu, fakat değişim sürecinin sonunda ortada sabit bir “kişi”, “kişilik” ya da “persona” bulamadığını söyler.

Bu arayış, kitabı klasik bir otobiyografiden uzaklaştırır. Küçükçekmece’deki çocukluk yılları, mahalle arkadaşlıkları, futbol maçları, ilk yakınlıklar ve kaybolan dostluklar; İstanbul’un değişen coğrafyası, sınıfsal eşitsizlikler, üniversite hayatı, 1968’den Gezi’ye uzanan politik hafıza, kapitalizm, milliyetçilik ve kültürün dönüşümüyle yan yana getirir. Çocuklukta yaşanan küçük bir an, yıllar sonra toplumsal tarihin başka bir katmanına açılan bir kapıya dönüşür.

Kitabın önemli meselelerinden biri hatırlamaktır. Özdemir için hatıralar yalnızca geçmişte kalmış görüntüler değildir; insanlar arasındaki bağları bugüne taşıyan, zamanın içinde hareket eden maddi varlıklara dönüşür. Dostlukların “toz zerreleri” olarak geride kalması, kitabın kişisel hafızayla toplumsal hafıza arasında kurduğu ilişkinin merkezinde yer alır.

Bu nedenle anlatı sürekli biçim değiştirir: anı, deneme, rüya, eleştiri, politik düşünce, edebiyat ve sanat üzerine konuşma aynı akış içinde birbirine karışır. Godard’dan Hemingway’e, Edip Cansever’den Hockney’ye, Giacometti’den Picasso’ya uzanan göndermeler; yazarın kendi yaşamını yalnızca kendi geçmişiyle değil, içinde bulunduğu kültürel evrenle birlikte düşünmesinin araçlarıdır.

Aradığınız Kişiye Ulaşılamıyor, nihayetinde kayıp bir benliği bulma girişiminden çok, o benliğin neden hiçbir zaman tek ve değişmez bir şey olmadığını araştırıyor. Çocukluk ile yetişkinlik, birey ile toplum, özel hayat ile tarih, hatıra ile rüya ve kişisel yara ile politik gerçeklik arasındaki sınırları kaldırarak ilerliyor.

Ve belki de kitabın bütün meselesini başlığındaki telesekreter cümlesi özetliyor:

Aradığınız kişi mevcut değil; çünkü aradığınız kişi, onu arama sürecinin içinde sürekli değişiyor.

Kitabı edinmek için: https://www.kitapyurdu.com/kitap/aradiginiz-kisiye-ulasilamiyor/770307.html